İŞLETMELER DİKKAT! KRİZ ORTAMINDA HİLE ORANI ARTIYOR!

İşletmeler Dikkat!bozkurt

Kriz ortamında hile oranı artıyor!

‘İşletmelerin kara deliği HİLE’ isimli kitabı ile hemen hemen her işletmede meydana gelen çalışan hilelerini inceleyen Prof. Dr. Nejat Bozkurt, ‘hile’ ile ilgili sorularımızı yanıtlayarak, büyük/küçük her işletme sahibinin bilmesi gereken durumlara açıklık getirdi. 

-Kitabınızda bahsettiğiniz hile şekillerinin yaygınlığı ne durumdadır? Her işletmede böyle durumlar gerçekleşebilir mi?

Günümüzde genel olarak işletmelerin birincil sorunu nedir şeklinde bir soru sorulduğunda verilecek yanıt net ve açıktır. İşletmelerde yapılan hile; yolsuzluk, usulsüzlük ve/veya suiistimallerdir. “İşletmelerin Kara Deliği”, “İşletme Vebası” veya “İşletmelerin Karanlık Yüzü” şeklinde isimlendirilebilecek olay, günümüzde başlamış değildir. Oldukça uzun zamandır işletmeler bu gibi tehlikelerin pençesindedir. İşletme hileleri adı verilebilecek olaylar umulanın çok üstünde yaygınlıkta ve ciddi boyuttadırlar. Hangi tür yapılanmaya sahip olursa olsun her işletme hile riski ile karşı karşıyadır. Diğer bir deyişle hileden etkilenmeyen işletme yoktur demek iddia değil, gerçektir. İşletmelerde yapılan hilelerin sıklığı ve büyüklüğü konusunda hiçbir zaman emin olma olanağı bulunmamaktadır, bundan sonra da olmayacak gibi gözükmektedir. Doğal olarak bir hilenin varlığından, ortaya çıktığında veya çıkartıldığında haberdar olunmaktadır.

-Yapılan hilelerin tümü ortaya çıkmakta mıdır?

Bu soruya kesinlikle “hayır” yanıtını vererek şunları söyleyebiliriz;  işletmelerde yapılan birçok hile eylemi ortaya çıkartılmaktadır, birçok hile eylemi ortaya çıkartılamadan yok olup gitmektedir, birçoğu da ortaya çıkartılmakta, ancak yönetim tarafından gizlenerek, kamuoyuna açıklama yapılmamaktadır. Başta ABD olmak üzere birtakım Batı ülkelerinde çeşitli kişiler, kurumlar ve üniversiteler hile ile ilgili çok çeşitli araştırmalar yapmakta ve yayımlamaktadırlar. Merkezi ABD’de bulunan ve hile konusunda dünyadaki en büyük meslek kuruluşu, Diplomalı Hile İncelemecileri Birliğidir. (The Association of Certified Fraud Examiner, ACFE ). Bu kuruluş 1996 yılından başlamak üzere hile alanında kapsamlı bilgiler içeren beş adet rapor yayımlamıştır. Bu raporlarda yer alan bilgilere göre; işletmeler yıllık gelirlerinin ortalama %6’sını hile yoluyla kaybetmektedir, ABD işletmelerinin 1996 Yılında katlandıkları ortalama hile tutarı, 400 Milyar USD iken, bu tutar yıllar içinde artarak 2008 Raporunda 994 Milyar USD’ye çıkmıştır.

Diğer bir örnek, uluslararası bir denetim şirketi olan PriceWaterhouse Coopers’ın 2001 yılında yaptığı “Avrupa Ekonomik Suç Araştırma” raporudur. 3400 firma üzerinde yapılan araştırmaya göre, tüm sektörlerde hile olduğu belirlenmiştir. Katılan işletmelerin son iki yılda ekonomik suçlardan dolayı kayıplarının 3.6 milyar Euro olduğu tahmin edilmiştir. Yapılan hilelerin %60’ının işletme çalışanları tarafından yapıldığı belirlenmiştir.

Bu araştırmalarının tümünün sonucu işletmelerde yapılan hilelerin boyutlarının kesinlikle ihmal edilemeyecek boyutlarda olduğudur.

Ayrıca, kriz ortamındaki işletmelerde yapılan hileler giderek artmaktadır. Bu da ne yazık ki ciddi ve dikkate alınması gereken bir sonuçtur. Kriz ile boğuşan işletmelerin bir kısım kaynakları da özellikle çalışanları tarafından daha fazla eritilmektedir.

-Okurlarımızı hile çeşitleri konusunda bilgilendirir misiniz?

Çok sayıda hile türü olmasına karşın işletme odaklı yapılan hile türleri 5 sınıfta toplanabilir: Çalışan hileleri, yönetim hileleri, yatırım hileleri, satıcı hileleri, müşteri hileleri. Özellikle ilk 3 hile grubu ayrı ayrı dikkate alınması, incelenmesi ve önlem alınması gereken ve tehlikeli hile türleridir. Bu hileler tüm dünya işletmelerinde görüldüğü gibi, ülkemizde de bütün işletmelerimizi etkileyen ve sıkça görülen hilelerdir. Yatırım hileleri, sahte yatırım projeleri ile birey ve işletmeleri dolandırmayı amaçlayan hile türüdür. Hatırlanacağı üzere geçmişte ülkemizde bolca görülmüştür, dünyada da çoktur. Yönetim hileleri, işletmelerin mali tablolarını olduğundan iyi veya kötü göstererek, işletmelerle ilişkili olan veya olacak tüm tarafları dolandırmayı hedefler. Bu tür hileler korkunç boyutlarda zararlara yol açmaktadır. 2000’li yıllarda yaşanan “Enron Skandalı” akıllardadır. Ülkemizde de ne yazık ki bolca yapılmaktadır. Çalışan hileleri ise, işletme çalışanlarının kendi yararları doğrultusunda işletmenin varlıklarını haksız olarak kullanmaları veya bunlara el koymaları şeklinde gerçekleşir. Çok yaygın uygulama alanı olan bir hile grubudur. Doğrudan Nakit Hırsızlığı, Kayıt Öncesi Yapılan Hileler, Hileli Ödemeler, Stok ve Maddi Duran Varlık Hileleri gibi hile çeşitleri, çalışanların en çok başvurduğu hileler olarak bilinir.

Birçok küçük ve orta büyüklükte Türk İşletmesi, işletmelerinde en çok kasa korunmasına önem vermektedir. Ancak yapılan araştırmalar işletmelerde en az zararın kasadan nakit hırsızlığı ile oluştuğunu göstermektedir. Bizim işletmelerimiz kasayı koruyacağım derken fatura hileleri veya stok hileleri ile büyük darbeler yemektedirler.

-İşletmeler bu gibi durumlar karşısında nasıl pozisyon almalıdırlar?

Tabi ki hile ile savaş diyebileceğimiz paket çok geniş kapsamlıdır ve işletmelerin büyüklüğüne göre de değişmektedir. Bu konuda söylenebilecek ilk söz, hile gerçeğinin kesinlikle kabul edilmesidir. Bugün Türkiye’de hileden etkilenmeyen işletme bulunduğunu kimse söyleyemez, yalnızca boyutları farklıdır. Ancak ben işverenlerimizin bu yolla kaybettiklerini bilseler koltuklarında oturamayacaklarını söyleyebilirim. Bizim felsefe olarak sağlıklı olmayan düşüncelerimiz bulunmaktadır. Örneğin, “Bal tutan parmağını yalar” veya “ Benim yöneticimin belirli düzeyde götürme hakkı vardır” gibi. Bunlar çarpık düşüncelerdir ve sanılanın çok ötesinde zarara sebep olurlar.

Hile süreci belirli aşamalardan oluşmaktadır. Hileye karşı pozisyon almada;  hileden korunma ve caydırıcılığın sağlanması, hilenin ortaya çıkartılması ve hilenin araştırılması aşamalarının önemi çok büyüktür.

Hileye karşı işletmelerin alması gereken önlemler!

-Hile gerçeğinin kabul edilmesi,

-Dürüst çalışanların işe alınması,

-Hile konusunda eğitimlerin verilmesi,

-Olumlu bir çalışma ortamının yaratılması,

-İşletme etik kurallarının geliştirilmesi ve anlatılması,

-Çalışanlara destek programlarının oluşturulması,

-Bir işletme kültürünün yaratılması,

-İşletme büyüklüğüne uygun “İç Kontrol Sistemi”nin düzenlenmesi,

-Çalışanların gözlenmesi,

-İhbar hatlarının oluşturulması,

-Disiplin ve cezalandırma konusunda net ve kararlı olunması,

-İşletmenin hile riskinin sürekli gözlenmesi ve değerlendirilmesi.

-İşletme sahiplerinin böyle durumlarla karşılaştıklarında nasıl davranmaları uygun görülür ve nasıl davranmaktadırlar?

Özellikle küçük ve orta büyüklükte Türk işletmelerinin büyük bir çoğunluğunda hileye yönelik özel bir bakış veya yapılanma bulunmuyor. Yapılan araştırmalar bu tür işletmelerin ciddi bir hile riski altında olduklarını göstermektedir. Bilinç ve bakış oluşmadığından, işletmelerde hileler çoğunlukla şans eseri ve ihbar ile ortaya çıkmaktadır. Bir işveren herhangi bir nedenle işletmesinde hileden şüphelenirse veya belirtilerini görürse, bunun araştırılması için kesinlikle bir uzmandan destek almak zorundadır. Hata gibi düzensizliklerin ufak tutarlısı veya büyük tutarlısı olabilir. Hatanın önemine göre karar verilebilir, ancak hilenin küçüğü – büyüğü veya önemlisi – önemsizi olmaz. Yaşanan olaylarda bir çalışanın yaptığı küçük bir hilenin araştırılması ile buzdağının büyük kısmının ortaya çıkartıldığı çokça görülmektedir. Bu nedenle hilenin araştırılması çok önemlidir ve bu işleri bilenler tarafından yapılmalıdır. İşletmede çalışanın hilesi sabit görüldüğünde, disiplin ve cezalandırma mekanizması net olarak işlemelidir. Uygulamada özellikle Türkiye’de bazı işverenlerimizin cezalandırmayı yalnızca işten çıkarma düzeyinde bıraktıkları görülmektedir. Bu çok yanlış bir uygulamadır. Bunun sonucu yaptığı hilekarın yanına kar kalmakta ve daha da önemlisi, geride kalan çalışanlara bu konuda yol açılmaktadır. Bu da işletmenin daha büyük zararlara uğramasına neden olmaktadır.

-Şirket içinde herhangi bir hile durumu söz konusu ise, bunu tespit etmenin yolları nelerdir?

Hilenin tespiti veya ortaya çıkartılmasında “Hile Belirtisi” dediğimiz unsurlardan yararlanılmaktadır. Hile ile savaş işletmelerde topluca yapılmaktadır. Bu nedenle bu iş yalnızca uzmanlara bırakılmamaktadır. Bu kapsamda ‘Her üst, astının hile denetçisidir’ kuralı uygulanmaktadır. Bu nedenle işverenlerden başlayarak her işletme çalışanı hile belirtileri konusunda bilgi ve bilinç sahibi olmalıdır. Her hile belirtisinin sonunda, kesin hile eylemi görülmeyebilir ancak bunlar erken uyarı kriterleridir. Verdiğim çeşitli seminerlerde, birçok işveren sonradan gelip, işletmelerinde benzer durumların olduğunu ve o zaman şüphelenmediklerini belirtmişlerdir. Sonradan da uğradıkları zararları anlatmışlardır. Örneğin, bir tanesi kendisinin bile almadığı pahalı marka ceketleri müdürünün devamlı giydiğini gülerek söylemiştir. Bir diğeri ise, depo elemanının pahalı marka bir mont giydiğini, bunu nasıl aldığını merak ettiğini belirtmiştir. Bunlar belirtilerdir ve incelenmeye değerdir gerçekten de.

Hile ile güven düzeyi doğru orantılıdır. Bir çalışana işletmede güven düzeyi arttıkça, onun hile yapma olasılığı da artmaktadır. Bu nedenle bir işletmede en güvenilir elemanlar, en yüksek tutarlı hileleri yapmaya adaydır. Sonuç olarak anlamsız ve ölçüsüz güven duymalar veya yetkiler hileye davetiye çıkartmaktır.

Bir hilekarın profili!

1930’lu yıllardan itibaren yapılan araştırmalar, bir ‘Hilekar Profili’ ortaya koyuyor. Bir hilekarın özelliklerinin bilinmesi, hile savaşlarında işletmeler için aynı zamanda en önemli cephaneliği de oluşturuyor! İşte bir hilekarın profili;

  • Verilen zarar açısından cinsiyeti erkek,
  • Çoğunlukla evli,
  • Eğitimli, eğitim düzeyi arttıkça yapılan hilenin kalitesi yükselmektedir,
  • Zeka düzeyi yüksek,
  • Benlik ve ego düzeyi yüksek,
  • Risk almayı seven,
  • Yaş düzeyi yüksek. Yaş arttıkça verilen hile zararı artmakta,
  • İlgili bir kişilik,
  • Kurallara uymayı sevmeme,
  • İşe çok erken gelip, herkesten geç gitme,
  • Uzun süreler boyunca izin yapmama.

-Tespit süreci ne kadar sürer ve bunun için uzmanlardan yardım almak gerekir mi?

İşletmelerin hile sorununda ciddi darboğazlardan biri başlayan bir hilenin ne kadar sürede ortaya çıkartıldığıdır. Araştırmalar genellikle hilelerin başladıktan sonra hemen ortaya çıkmadığını ve sürdüğünü göstermektedir. Hilelerin ortaya çıkartılma sürelerinin ortalama 18 ay olduğu söylenir. Diğer taraftan yapılan hile türlerinin kendilerine has ortalama tespit süreleri bulunmaktadır. İşin kötüsü hile ortaya çıkartıldıktan sonra, verilen zararın çoğunlukla geriye gelmemesidir. Bu nedenle, birincil görev hile yapılmadan önce önlenmelidir. Bu bir yere kadar başarılı olduktan sonra, yapılacak ikinci görev başlayan hileyi en kısa zamanda ortaya çıkartabilmektir. Bu konuda klasik denetim uygulamaları başarılı olamamaktadır. Bu nedenle son yıllarda daha proaktif ortaya çıkartma yöntemleri kullanılmaya başlanmıştır. Teknik alt yapılara sahip bu yöntemler, belirti görüldüğü anda harekete geçmekte ve hileyi durdurabilmektedir. Bu gibi teknikleri bu konuda uzmanlaşmış insanların yürüttüğü de açıktır.

-Yapılan hilelerin parasal büyüklük boyutunda yapılmış tespitleri ya da hesaplamaları var mıdır?

Bu konularda Türk İşletmeleri açısından yapılmış araştırmalar çeşitli zorluklardan dolayı neredeyse yok gibidir. Ancak dünyada olanlar Türkiye’de de olduğundan, yabancı araştırmalar yol gösterici olmaktadır. Bu konularda orijinal araştırmalara başvurmak mümkündür. Ayrıca yayımlamış olduğumuz kitapta bu konulara yönelik açıklamalar da bulunmaktadır. Sonuç olarak iş hayatında hile ve yolsuzluk kavramlarının çok kullanıldığını söyleyebiliriz. Ancak bunların çoğunluğu konuşma düzeyinde kalmaktadır. Sistematik bilinç yoktur. Özellikle büyük sayılmayan işletme düzeylerimizde ciddi zayıflıklar bulunmaktadır. Buna karşın, Türk İşletmelerinin hile kayıplarının çok yüksek olduğu açıktır. Bu nedenle herkesin gereken duyarlılığı göstermesi gerekmektedir. Batıda binlerce, hile denetçisi ve adli muhasebeci varken, Türkiye’de bu iki meslek fiilen yoktur. Yalnızca yurt dışından sertifika almış az sayıda insan bulunmaktadır. Mümkün olan en kısa sürede bu tür mesleklerin oluşturulması ve gerekli eğitimlerin verilmesi gerekmektedir.

Prof. Dr. Nejat BOZKURT kimdir?

1956 yılında İstanbul’da doğan Nejat Bozkurt, ilköğretim ve liseyi İstanbul’da okudu. Ardından :İİTİA- Ticari Bilimler Fakültesi’ni bitiren Bozkurt, yüksek lisansını İÜ- İşletme İktisadı Enstitüsü’nde tamamladı. 1979 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde asistanlık görevine başlayan Bozkurt, 1988 yılında yardımcı doçent oldu ve 2001 yılında da hala süren profesörlüğe atanma süreci başladı. Muhasebe ve denetim alanında eğitmenlik yapmaya devam eden Bozkurt’un, ulusal ve uluslararası alanda yayınlamış çok sayıda makalesi ve muhasebe/denetim alanına yönelik 5 adet kitabı bulunmaktadır.

Facebook Twitter Google+ Friend Feed linkedin